|
BAZI
SİVİL TOPLUM ÖRGÜTLERİNDEN DENKTAŞ'A DESTEK…
--1. CUMHURBAŞKANI DENKTAŞ'IN ÇAĞRISINA YANIT VEREN ÖRGÜTLER "KKTC'NİN
20 TEMMUZ 2006 BİLDİRGESİ"Nİ İMZALADI
--DENKTAŞ: "İYİYE GİDİŞ YOK, GERİYE GİDİŞ VAR"
Lefkoşa, 13 Temmuz 06 (T.A.K.):-1. Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş'ın
tartışmaya sunduğu "KKTC'nin 20 Temmuz 2006 Bildirgesi"ne
bazı sivil toplum örgütleri imzalarıyla destek verdi.
Saray Otel'de toplanan sivil toplum örgütü temsilcileri, Rauf
Denktaş'ın bizzat okuyarak görüşlerine sunduğu bildirgeye imza
attı.
1. Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş'ın çağrısı üzerine gerçekleşen toplantı
saat 11.00'de başladı. Denktaş'ın sunuş konuşmasının ardından
bildirge imzaya açıldı. Bazı örgüt temsilcileri söz alarak görüş
ve önerilerini ifade etti.
-- DENKTAŞ --
Rauf Denktaş konuşmasında, Kıbrıs konusunda BM Genel Sekreteri
Siyasi İşler Yardımcısı İbrahim Gambari'nin gelişiyle ortaya konulan
formülün tehlikeli ve olumsuz olduğu görüşünü belirterek, bu toplantıyı
da bu tehlikelere dikkat çekmek ve halkın ne düşündüğünü ortaya
koymak için düzenlediğini belirtti.
Gündeme geldiği günden beri bildirgeyi "20 Temmuz kutlamaları
için KKTC'ye gelecek Erdoğan'a karşı bir tertip" şeklinde
niteleyerek, çeşitli spekülasyonlar yapıldığına işaret eden Denktaş,
"Erdoğan'a havanın ne olduğunu görme imkanı sağlayacağız...
Erdoğan'ın da vereceği mesajlar vardır. Dinlemeye hazırız"
dedi.
-- "YENİ BİRŞEY YOK" -
Denktaş, Gambari'nin gelişinin halka yeni bir şey varmış gibi
lanse edildiğini kaydederek, "Yeni bir şey yok, geriye gidiş
var. Bu geriye gidişi engellemek lazım" dedi.
1. Cumhurbaşkanı Denktaş, "Devletin doğuşu, bir çocuğun doğuşuna
benzer. Devlet de yıllarca süren sancı ve kanla doğar. Sizin de
şehidinizle katkınız var. Böyle kurtulduk, böyle kurulduk"
şeklinde konuştu.
Ortaya konulan, ortada bulunan federasyon formülünü 20 yıl müzakere
ettiğini ve Rumların bütün Kıbrıs'ı almaya niyeti olduğunu anladığı
an devleti kurduğunu kaydeden Denktaş, "Bu devlet, yıkılmamak
üzere kuruldu. Biz Rum'a teslim olamayız. Türkiye'nin olmayacağı
bir ortamda Rum'un ne yapacağını bilmezsek, yuh olsun bize. Devlete
sahip çıkmak lazım. Dünyaya da bunu duyurmak lazım" dedi.
-- "BİZ DE BARIŞ İSTİYORUZ" --
Rauf Denktaş, herkesin barış istediğine ancak yeniden yıkılmayacak
bir barış istediğine işaret ederek, şöyle dedi:
"Keşke barış yolu açılsaydı. Açılan teslimiyete, geriye gidiş
yoludur.
Barışı önlemek için değil, kalıcı barış için mücadele ediyoruz.
Kıbrıs'ı Türkiye'nin önüne koymak büyük bir kalleşliktir. Bu,
Türkiye'yi parçalamak için bir oyundur. Bu tehlikeden süratle
kurtulmak lazım."
Federasyonun dostlar arasında olduğunu, 1960 devletinin fonksiyonel
bir federasyon olduğunu ancak bu devletin Rumlar tarafından üniter
devlet haline dönüştürüldüğünü kaydeden Denktaş, bunun cevabının
da KKTC devleti kurularak verildiğini belirtti.
-- KURUMLAR FEDERASYONU CANLANDIRILMALI --
1. Cumhurbaşkanı Denktaş, kendisiyle aynı görüşü paylaşan örgütlerin,
eskiden olduğu gibi örgütlenerek bir çatı altında hareket etmesi
gerektiğini kaydederek, Kurumlar Federasyonu'nun canlandırılması
önerisinde bulundu.
Dağınıklaşan örgütlerin toparlanabilmesi halinde daha organize
toplantılar yapılabileceğini ve etkili olunabileceğini söyleyen
Denktaş, milli davanın devamı için böyle bir birlikteliğin şart
olduğunu belirtti.
Denktaş, Anavatan Türkiye'de de devam edecek ve orada da destek
aranacak bildirgenin Türkiye'nin AB sürecindeki elini güçlendireceği
görüşünü savundu.
-- "SESİMİZİN YÜKSELMESİ LAZIM" --
1. Cumhurbaşkanı Denktaş, şöyle devam etti:
"Burada bizim sesimizin yükselmesi lazım. Bir kağıt parçasıyla
Rum'un insafına kalamayız. Biz sesimizle bazı yanlışları düzeltmemiz
lazım... Rum'u biliyorsak, bize yaptıklarını unutmamışsak, yine
ayağa kalkıp, yine dirileceğiz ve bu bayrağı gönderden indirmeyeceğiz"
--BİLDİRGE--
Sivil toplum örgütü temsilcilerinin imzalayarak destek verdiği
"KKTC'nin 20 Temmuz 2006 Bildirgesi" başlıklı bildirge
şöyle:
"1-Türkiye'nin AB'ne tam üyelik başvurusu dolayısıyla yaşanan
aldanışlar ve aldatışlar arasında en önemli ve geriye dönülmez
sonuçlar doğuracak olanlar, Kıbrıs konusunda yaşanan ve yaşanmakta
olanlardır. Bunlar konusunda uyanık davranılmaz ve daha fazla
mevzi kaybedilirse, uğranılacak siyasal, diplomatik, ekonomik
ve stratejik zarar arasında en endişe verici olanı, belirecek
sonuçların Türkiye ve Kuzey Kıbrıs toplumlarında yaratacağı moral
çöküntüdür.
2-Annan
Planı'na ilişkin halkoylamasında Türk tarafının "evet"
demesi karşılığında başta AB olmak üzere çeşitli uluslararası
kuruluşlar ve devletlerce vaat edilenlerin hiçbiri yerine getirilmemiştir.
Ulaşım, ticaret ve iletişim alanlarındaki ambargolar kalkmamış,
mali yardımlar sağlanmamış, Türk tarafının açılımları hiçbir yapıcı
karşılık bulamamıştır.
3-Bunun ötesinde Türk tarafına "evet" dedirtenler, yanlış
bir yorumlamayla, Kıbrıs Türklerinin egemenlik haklarından vazgeçip
kendi kaderlerini belirleme hakkını son kez ve kesin biçimde ancak
Annan Planı ölçüsünde kullandıkları sonucuna varmışlar ve dünyayı
aldatmışlardır.
4-Türkiye'nin AB'ye tam üyeliği için ileri sürülen kriterlere
başka adaylara uygulanmayan bir dizi yeni siyasal kriter eklenmiştir.
1963 Ankara Anlaşması'na ek protokolü onaylamanın TBMM'ce uygun
bulunması ve Türk hava sahasıyla limanlarının Güney Kıbrıs uçaklarıyla
gemilerine açılması gibi Rum Yönetimi'nin bütün Kıbrıs'taki tek
meşru devlet olarak tanınmasına yol açacak aşırı istemler ileri
sürülmektedir.
5-Bu durumda Türkiye ve KKTC tarafından şimdiye kadar izlenen
ve hiçbir olumlu sonuç vermemiş olan politikaların terk edilmesi
ve yeni bir tutumun belirlenmesi kaçınılmaz bir zorunluluk olmaktadır.
Kıbrıs konusunda bundan böyle savunulması gereken tutum -Türkiye'nin
bu konuda sıkıştırıldığı AB parantezinin dışına çıkarak, adada
birbirini resmen tanıyan ve barış içinde yan yana yaşayan iki
devletin varlığını kabul ettirtmekte ve aralarındaki sorunların
giderilmesini kendilerine bırakmakta ısrar etmek olmalıdır. Bulunabilecek
en doğru, en gerçekçi ve en dayanıklı çözüm de budur."
|