|
1.
CUMHURBAŞKANI DENKTAŞ: “`KUZEY KIBRIS’TAN, KIBRIS TÜRKLERİNDEN
AMBARGOYU KALDIRINIZ’IN ANLAMI YOKTUR. BU TESLİMİYETTİR”
--“RİCA EDİYORUZ, YALVARIYORUZ, LÜTFEN, DÜNYAYI KANDIRMAKTAN VAZGEÇİN.
‘UZLAŞMA İSTİYORUM’ DİYE HİÇ BİR YERE VARAMAZSINIZ.”
--“ÇÜNKÜ
DÜNYANIN ÖNGÖRDÜĞÜ UZLAŞMA, MEŞRU KIBRIS HÜKÜMETİ İÇERİSİNE KIBRIS
TÜRKLERİNİN MONTE EDİLMESİDİR”
--“EĞER KIBRIS’TA DEVLET ESAS OLMAZSA, BÖYLE BİR ANLAŞMAYLA BİLELİM
Kİ 3-5, EN ÇOK 10 YIL İÇERİSİNDE KIBRIS, TÜRKLER TARAFINDAN BOŞALTILACAK”
İzmir, 29 Haziran 06 (T.A.K):-1. Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, Türkiye
liman ve havaalanlarının Rumlara açılması için Türkiye’nin ortaya
koyduğu “Kuzey Kıbrıs, ya da Kıbrıs Türkleri üzerinden eş zamanlı
olarak ambargoların kaldırılması şartı”nın “doğru bir yaklaşım
olmadığını” savunarak, bunun “teslimiyet” anlamına geldiğini iddia
etti.
Denktaş, İzmir’de Narlıdere Belediyesi ve İzmir Cumhuriyet Okurları
işbirliği ile düzenlenen “Et Tırnaktan Ayrılmaz, Dünden Bugüne
Yavruvatan Kıbrıs” konulu toplantıda yaptığı konuşmada, Kıbrıs’ın,
“ileride bir gün Türkiye’nin kökten dinci akımın etkisine girebileceği”
düşüncesi ve “stratejik önemi” nedeniyle AB tarafından “bastıra
bastıra” Türkiye’den alınmak istendiğini ifade etti. Türkiye’nin
buna karşı, Kıbrıs’ın, kendi güvenliği açısından taşıdığı önemin
bilinciyle bugüne kadar tüm dünyayı karşısına aldığını ifade eden
Denktaş, bu önemin Bakû-Tiflis-Ceyhan boru hattı ile bir kat daha
artığını, bunun da uluslararası zeminde yeni bir argüman olarak
kullanılması gerektiğini söyledi.
Denktaş, uluslararası görüşmeler ve pazarlıklarda KKTC adının
telaffuz edilmesinin büyük önem taşıdığı uyarısında da bulundu.
Türkiye-AB ilişkilerinde, Türk deniz ve hava limanlarının Rum
taşıtlarına açılabilmesi için Türk Hükümeti tarafından “Buna karşılık
Kıbrıs Türkleri üzerinden ambargolar kalksın” denildiğini hatırlatan
Denktaş, şöyle konuştu:
“Bunun anlamı nedir biliyor musunuz? Bunun anlamı, ‘Meşru Kıbrıs
hükümeti dediğiniz hükümeti ben tanıyacağım. Bu meşru hükümet
kendisinin addettiği limanlardan, yine kendisinin koyduğu ambargoları
kaldırırsa’ demektir. Bu teslim olmak demektir. İkaz ediyoruz,
işaret ediyoruz, Allah için olsun ‘Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti
temelinde ambargolar kalkmalıdır’ deyiniz. ‘Kuzey Kıbrıs’tan,
Kıbrıs Türklerinden ambargoyu kaldırınız’ın anlamı yoktur. Bu
teslimiyettir. ‘Mükellefiyetlerimizi yerine getireceğiz’ diyor.
O mükellefiyetleri AB, ‘Kıbrıs Rum idaresini meşru Kıbrıs hükümeti
olarak tanıyacaktır’ diye okuyor, öyle görüyor. Böyle yapmanızı
istiyor. Dolayısıyla bu terimle bir yere varılmaz. Bu terimle
teslimiyete gidilir. Ödümüz kopuyor. Ne benim Hükümetim, ne de
Türk Hükümeti, bugüne kadar ‘KKTC üzerinde ambargolar kalkmalıdır.
Çünkü KKTC kalıcıdır, ilerde bir ortaklık olacaksa iki devlet
arasında olacaktır’ demedi.”
Denktaş, “her ne şartla olursa olsun uzlaşma istiyoruz” mesajı
ile bir yere varılmasının mümkün olmadığını ifade ederek, şöyle
devam etti:
“Rica ediyoruz, yalvarıyoruz, lütfen dünyayı kandırmaktan vazgeçin.
‘Uzlaşma istiyorum’ diye hiç bir yere varamazsınız. Çünkü dünyanın
öngördüğü uzlaşma ‘meşru Kıbrıs hükümeti içerisine Kıbrıs Türklerinin
monte edilmesidir. Monte edilmesi ve koruyucu hakların alınmasıdır’.
Lütfen açık konuşunuz. Ne istiyorsak onu söyleyiniz, kimseyi yanıltmayınız.
Eğer Kıbrıs’ta devlet esas olmazsa, böyle bir anlaşmayla bilelim
ki 3-5, en çok 10 yıl içerisinde Kıbrıs, Türkler tarafından boşaltılacaktır.
Asker çıkarken arkasından halk da çıkacak, çıkmaya mecbur kalacak.
Girne’de olduğu gibi...”
--“KIBRIS,
ETLE TIRNAKTAN ÖTE, ŞANDIR ŞEREFTİR”--
Denktaş konuşmasında daha sonra “Devlet ilan etmenin şaka olmadığını
ve bir devleti 23 yıl tanıyan Türkiye’nin bu devlete sırt dönmesinin
mümkün olmadığını” belirterek şunları kaydetti:
“Benim 60 yılım gitmiştir. ‘Türkiye için helal olsun’ diyelim.
Yapmasaydık, zaten (yanlış yaptığımız) söyleniyor. Helal olsun.
Peki, o şehitler ne diyecek, o şehitlerin söyleyeceği söz yok
mu? O şehitler kime inanarak şehit olmuştur? Türkiye’ye inanan
biz liderlere inanarak, Anavatan’a inanarak, ‘Anavatan’ın milli
davasıdır, bu topraklar Türk topraklarıdır asla Yunan’a verilmez’
diyerek gözleri hiç bir şeyi görmeden, her şeylerini ortaya koydular.
Onlar ne diyecek? Şanıyla, şerefiyle, uluslararası anlaşmalara
dayanarak, şehitler vererek Türk adasına girmiş olan Barış Gücünün
şerefli askerleri, Anadolu’ya nasıl dönecek? Gönderden bayrağı
indirecek, şehitlerin kemiklerini torbalara koyacak, başı yerde,
sanki suç işlemiş gibi Anadolu’ya dönecek... Kıbrıs’ı kime bırakacak,
uluslararası anlaşmaları çiğneyenlere, terörizme tevessül edenlere,
kara paralarını aklayanlara, Kıbrıs Türklerini, 6 günlük çocuklar
dâhil toplu mezarlara
gömenlere
ve dünyaya çıkıp utanmadan ‘1963-1974 arasında Kıbrıs’ta tek bir
Türk öldürülmedi’ diyecek kadar kendinden geçmiş olan kopillere...
Allah da affetmez bizi, millet de affetmez. Bunu bu millete kimse
gösteremez, kimse bu rezilliğe razı olamaz diye düşünüyorum.”
Kıbrıs konusunun, Türkiye’nin uluslararası camiada en güçlü olduğu
davası olduğunu belirten Denktaş, Kıbrıs’ın kaybedilmesi durumunda
gerisinin “çorap söküğü gibi” geleceğini ifade etti.
Denktaş, toplantının adına da değinerek, “Kıbrıs, etle tırnaktan
öte, şandır şereftir” dedi.
--TOPLANTI
AÇILIŞINDAKİ FIKRA--
Öte yandan, toplantının açılışı sırasında İzmir Cumhuriyet Okurları
temsilcisi Demet Günoğlu tarafından anlatılan fıkra salonda şaşkınlık
yarattı.
Kıbrıs’ın verilmesine ilişkin müstehcen içerik taşıyan fıkra,
Günoğlu tarafından salondaki 18 yaşından küçüklerin çıkarılması
uyarısından sonra anlatıldı.
Günoğlu, toplantının ardından salonda şaşkınlık yaratan fıkrasına
ilişkin gazetecilere yaptığı açıklamada, fıkrayı bugünkü durumu
çok iyi anlattığı için dile getirdiğini savundu ve Rauf Denktaş’ın
da fıkrasına önce tebessüm sonra da alkışla karşılık verdiğini
söyledi .
|