--1. CUMHURBAŞKANI DENKTAŞ, KURUMLARI PERŞEMBE GÜNÜ TOPLANTIYA DAVET ETTİ

--“ENDİŞELİYİM ÇÜNKÜ 30 YILDIR BU SENARYOLARI GÖRDÜM”
--“TÜRK HÜKÜMETİ KKTC’YE SAHİP ÇIKILACAĞINI EN KESİN ŞEKİLDE DÜNYAYA DUYURMALI”
--“SORUN RUMLARIN YUNANİSTAN’LA BİRLİKTE KIBRIS’A SAHİP ÇIKMASIDIR”

Lefkoşa, 10 Temmuz 06 (T.A.K.):-1. Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, Kıbrıs konusunda bir bildirge taslağı hazırlayarak KKTC’ye sahip çıkan tüm kurum, kuruluş ve siyasi partileri 13 Temmuz Perşembe günü toplantıya çağırdı.

Kıbrıs meselesinin hal yoluna girdiği ve görüşmelerin yeniden başlayacağı yönünde yeşil ışık yakılmasından büyük endişe duyduğunu açıklayan Denktaş, “Çünkü 30 yıl ben bu senaryoları görmüş bir kişiyim” dedi.

Denktaş, Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat’ın Rum Yönetimi Başkanı Tasos Papadopulos ve BM Genel Sekreteri’nin Siyasi İşlerden Sorumlu Yardımcısı İbrahim Gambari’yle yaptığı görüşmede öneri yapacaksaydı bunları meclisten geçirmesi gerektiğini belirterek, “Böyle iki ayak üzerinde acele öneriler yapılması yanlıştır. Ama bu bir yere varmayacaktır. Çünkü Papadopulos her Rum lider gibi buna bir oyun olarak evet demiştir, oyun bir noktada bitecektir” dedi.

Rauf Denktaş, Kıbrıs meselesinin Rumların Kıbrıs’a sahip çıkmasından kaynaklandığını kaydederek, Türk hükümetinin KKTC’ye sahip çıkılacağını en kesin şekilde dünyaya duyurması, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ile Dışişleri Bakanı Abdullah Gül’ün “asker çekilmeyecek, limanlar açılmayacak” demesi yanında “varılacak bir anlaşmanın temelinde KKTC devleti var olacaktır” da demesini beklediğini söyledi.

1. Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, bugün öğleden sonra makamında basın toplantısı düzenleyerek Kıbrıs sorunuyla ilgili gelişmeleri yorumladı ve kurum ve kuruluşlara toplantı çağrısını açıkladı.

--“ENDİŞELİYİM ÇÜNKÜ...”--

Kıbrıs meselesinin hallolma yoluna girdiği ve görüşmelerin yeniden başlayacağı yönünde yeşil ışık yakıldığını belirten Denktaş, “Büyük bir endişe içindeyim; çünkü 30 yıl ben bu senaryoları görmüş bir kişiyim” dedi.

Rumların 1960’ta kurulan Kıbrıs Cumhuriyeti’ne sahip çıkmak, sahibi olduğunu kanıtlamak için bunları yaptığını kaydeden Denktaş, Rumların amaçlarının iyi bilindiğini ve oyunlarını çok güzel oynadıklarını belirtti.

Rauf Denktaş, şöyle devam etti:

“Bizden bekledikleri eşitliğimizi kanıtlamadan, devletimize sahip çıkmaksızın görüşmelere oturmaktır. Yıllardır BM’nin oynadığı bir oyun vardır: ‘Masa başında iki eşit lidersiniz...’ Buna insan bir süre kanar, ondan sonra gözlerini açar ve masa başındaki bu eşitlik nasıl olur da eşitlerden biri kapıyı çıkar çıkmaz nasıl olur da ‘meşru Kıbrıs hükümeti olur’ diye soruyu sorar ve tedbirini alır. Şimdi yine bakıyoruz bizim temsilcilerimiz ne istiyorlar? BM kararları çerçevesinde ve Annan Planı da zemin kabul edilmek kaydıyla iki kesimli, iki toplumlu federasyon istiyorlar.”

İşine geldiğinde federasyon ister görünen Rum tarafıyla federasyon konuşulacak diye sevinildiğini belirten Denktaş, Gambari gelene dek “üniter devlet federasyon olmaz” diyen Papadopulos’un “federasyon konuşurum” demesinden memnuniyet duyulduğunu ve müzakerelere yeşil ışık yakılıyor diye yorum yapıldığını anlattı.

1. Cumhurbaşkanı Denktaş, halkı daha fazla aldatmanın kimsenin hakkı olmadığını ifade ederek, iyimser havayla başlayacak temasların bir süre sonra duracağını, durduğunda tarafların masaya oturdukları gibi, yani Rum’un “meşru hükümet” olarak, Kıbrıs Türk tarafının ise “cemaat” olarak kalkacağını söyledi.

İyi niyetle verilecek tavizlerin Rumlarca cebe atılacağını, yeni görüşmelere de o seviyeden başlanacağını kaydeden Rauf Denktaş, Annan Planı’nın kabul edilmesiyle seviyenin tespit edildiğini, halkın AB’ye girmek uğruna bilmediği, okumadığı binlerce sayfalık bir metne evet dediğini savundu.

Rauf Denktaş, yabancıların “Kıbrıslı Türklerin ayrı devlet istemediği, dertlerinin Rumlarla birleşmek olduğu” yorumları yaptığını belirterek, AB’nin yaklaşımlarının da içinde bulunulan tehlikeyi gösterdiğini, “kuzeyde yaşayan azınlık, kuzeyde işgal altında yaşayan Kıbrıslılar” muamelesi yapıldığını kaydetti.

--“KARARIMIZ KONFEDERASYONDU.. BİRDEN BİRE...”--

Federasyonun geride kaldığını, Rumların bunu istemediğini yüz kere kanıtladığını ifade eden Denktaş, federasyon için gereken eşitlik dengesinin kurulamadığını; meclisin ve TBMM’nin kararının konfederasyon olduğunu, ama şimdi birden bire federasyon önerileri yapıldığını; meclisin ve halkın bunları bilmediğini belirtti, gazete haberleriyle milli dava hakkında yorum yapılamayacağını, karar verilemeyeceğini söyledi.

1.Cumhurbaşkanı Denktaş, “’Eğer Annan Planı kabul edilmek suretiyle kalktı’ deniyorsa büyük yanılgı içindedirler, çünkü böyle bir soru halkımıza sorulmamıştır. Bir AB havucu gözleri kamaştırmıştır, o irade arkada kalmıştır” dedi.

Denktaş, kırmızıçizgilerin Türkiye’yle birlikte çizilmesi, Sezer-Talat görüşmesinde açıklanan milli formüle sarılıp AB’ye duyurulması gerektiğini söylediğine işaret ederek, “Biz devlete dayanmayan bir anlaşmanın, bizi üç-beş yıl içinde adadan yok edecek sonuçlara varabileceğini görüyoruz. Bu tehlike karşısında halkımızı uyarmak istiyoruz” dedi.

--PERŞEMBE GÜNÜ TOPLANTI ÇAĞRISI--

Rauf Denktaş, birçok kuruluşa 13 Temmuz Perşembe günü saat 11.00’de Saray Otel’de toplanmak üzere mektup gönderdiğini açıklayarak, “Ben duyuruyorum. Toplantı Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyetim, devletim diyen kuruluşların tümüne açıktır, partiler dâhil” diye konuştu.

Denktaş’ın kurum ve kuruluşlara gönderdiği toplantı çağrısında, Rum tarafının “devlet ve meşru hükümet” olgusunu vurgulamak için şiddet eylemlerini tırmandırdığına işaret edilerek, toprak, mal-mülk konusunun çığırından çıkarıldığı, halkın tedirgin olduğu belirtiliyor.

Çağrıda, fikir teatisinde bulunmak üzere herkes, 13 Temmuz Perşembe günü saat 11.00’de Saray Otel’de buluşmaya çağrılıyor.

--BİLDİRGE--

Perşembe günkü toplantıda katılımcıların görüşüne açılacak “KKTC’nin 20 Temmuz 2006 Bildirgesi” başlıklı bildirge taslağı şöyle:

“1-Türkiye’nin AB’ne tam üyelik başvurusu dolayısıyla yaşanan aldanışlar ve aldatışlar arasında en önemli ve geriye dönülmez sonuçlar doğuracak olanlar, Kıbrıs konusunda yaşanan ve yaşanmakta olanlardır. Bunlar konusunda uyanık davranılmaz ve daha fazla mevzi kaybedilirse, uğranılacak siyasal, diplomatik, ekonomik ve stratejik zarar arasında en endişe verici olanı, belirecek sonuçların Türkiye ve Kuzey Kıbrıs toplumlarında yaratacağı moral çöküntüdür.

2-Annan Planı’na ilişkin halkoylamasında Türk tarafının “evet” demesi karşılığında başta AB olmak üzere çeşitli uluslararası kuruluşlar ve devletlerce vaat edilenlerin hiçbiri yerine getirilmemiştir. Ulaşım, ticaret ve iletişim alanlarındaki ambargolar kalkmamış, mali yardımlar sağlanmamış, Türk tarafının açılımları hiçbir yapıcı karşılık bulamamıştır.

3-Bunun ötesinde Türk tarafına “evet” dedirtenler, yanlış bir yorumlamayla, Kıbrıs Türklerinin egemenlik haklarından vazgeçip kendi kaderlerini belirleme hakkını son kez ve kesin biçimde ancak Annan Planı ölçüsünde kullandıkları sonucuna varmışlar ve dünyayı aldatmışlardır.

4-Türkiye’nin AB’ye tam üyeliği için ileri sürülen kriterlere başka adaylara uygulanmayan bir dizi yeni siyasal kriter eklenmiştir. 1963 Ankara Anlaşmasına ek protokolü onaylamanın TBMM’ce uygun bulunması ve Türk hava sahasıyla limanlarının Güney Kıbrıs uçaklarıyla gemilerine açılması gibi Rum Yönetimi’nin bütün Kıbrıs’taki tek meşru devlet olarak tanınmasına yol açacak aşırı istemler ileri sürülmektedir.

5-Bu durumda Türkiye ve KKTC tarafından şimdiye kadar izlenen ve hiçbir olumlu sonuç vermemiş olan politikaların terk edilmesi ve yeni bir tutumun belirlenmesi kaçınılmaz bir zorunluluk olmaktadır. Kıbrıs konusunda bundan böyle savunulması gereken tutum –Türkiye’nin bu konuda sıkıştırıldığı AB parantezinin dışına çıkarak, adada birbirini resmen tanıyan ve barış içinde yan yana yaşayan iki devletin varlığını kabul ettirtmekte ve aralarındaki sorunların giderilmesini kendilerine bırakmakta ısrar etmek olmalıdır. Bulunabilecek en doğru, en gerçekçi ve en dayanıklı çözüm de budur.”

1.Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, bu taslağın, daha önce İzmir’de de yapılmış bir açıklama olduğunu ve görüşe açık olacağını bildirdi.

--RUM’UN KARŞISINDA İKİ ENGEL--

“Kıbrıs davası Kıbrıs Rumlarının Yunanistan’la birlikte bütün Kıbrıs’a sahip olma davasıdır. Uyanmazsak kendimize gelmezsek, meselenin ne olduğunu anlayıp ona göre hareket etmezsek işimiz çok zor olacaktır” diyen Denktaş, Rumların Kıbrıs’a sahip çıkmasını bugüne dek KKTC’nin ve hudutları koruyan Türk askerinin engellediğini belirtti. Denktaş, Rumların bu iki engeli ortadan kaldırmaya çalıştığını, Türkiye’nin garantörlüğünden vazgeçilmeyeceği vurgulanmazsa, AB’nin baskıları altında Türkiye’nin nereye kadar gerileyebileceğini düşünmenin zor olacağını söyledi.

--ANLAŞMANIN TEMELİNDE “KKTC DEVLETİ VAR OLACAK” DA DENİLMELİ--

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ile Dışişleri Bakanı Abdullah Gül’ün “asker çekilmeyecek, limanlar açılmayacak” dediğini, ama “varılacak bir anlaşmanın temelinde KKTC devleti var olacaktır” demelerini de beklediğini kaydeden Rauf Denktaş, basın mensuplarına Atatürk’ün yeminini de okudu.

Rauf Denktaş, Türk hükümetinin, devlete sahip çıkılacağını en kesin şekilde dünyaya duyurması gerektiğini, eğer iki devlet dengesi savunulmazsa yapılacak anlaşmanın Kıbrıslı Türklerin esareti üzerine kurulacağını belirtti.

Milli benliğini bilmeyen milletlerin diğer milletlere “yem” olduğunu kaydeden 1. Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, hükümetin ve Cumhurbaşkanı’nın seslerine kulak vermesini, yemin ettikleri gibi KKTC’yi koruyacak öneriler sunmalarını istedi.

--“STATÜKOCU” DEDİKLERİ KŞİLER BİZİZ--

Rauf Denktaş, gazetecilerin sorularını yanıtlarken, Talat-Papadopulos-Gambari görüşmesinden çıkan sonuçta “statükonun kabul edilemezliği”nden söz edildiği yönündeki bir soru üzerine, “Statüko Rum’a göre KKTC’nin varlığıdır. Bize göre Rum tarafının ‘bütün Kıbrıs’ın meşru hükümetiyim’ demesi olmalıdır. O mu, hayır? ‘Statükocu’ dedikleri kişiler biziz. Biz kimiz? Devlete sahip çıktığımız için statükocu olduk” dedi.

--ÖNERİ MECLİSTEN GEÇMELİYDİ--

Gambari’nin, “statükonun kabul edilmezliği” derken bundan “Bunlar da Kıbrıs Cumhuriyeti’nin devamından yanadır, bütünleşmek istiyorlar” görüşünü anladığını kaydeden 1. Cumhurbaşkanı Denktaş, şöyle devam etti:

“Böyle şey olmaz. Öneri yapılacaksaydı bizim meclisimizden geçmesi lazımdı. Böyle iki ayak üzerinde acele öneriler yapılması yanlıştır. Ama bu bir yere varmayacaktır. Çünkü Papadopulos her Rum

lider gibi buna bir oyun olarak evet demiştir, oyun bir noktada bitecektir. Papadopulos hükümet olarak devam edecek, biz de ‘aman bizim bu şu hakkımız’ diye yalvarmaya devam edeceğiz. Böyle şey olmaz, devlet vardır, devlet esastır, esas olmalıdır. Bizim üzerinde durduğumuz ve duracağımız budur.”

--“TALAT’LA SAMİMİYİZ.. BUNLARI ONA DA SÖYLÜYORUM”--

Denktaş, Cumhurbaşkanı Talat’tan danışmanlık teklifi alıp almadığı ve bundan sonraki süreçte rolünün ne olacağı konusundaki soruya karşılık da şunları söyledi:

“Hayır, hayır danışmanlık olarak bana bir şey gelmedi. Düşündüklerimi ben bir dost ve sorumlu bir insan olarak Sayın Mehmet Ali Talat’a söylüyorum. Aramızda samimiyet vardır. Kendisine söylüyorum. Burada söylediklerimin tümünü daha evvelden kendisi yazılı veya sözlü olarak algılamıştır. Bilmektedir. Dolayısıyla benim bundan sonraki rolüm ne olacak? Rolüm işte budur. Aydınlatmak, gördüğüm tehlikeleri bilgilerime dayanarak duyurmak, halkı uyarmak, aynı şeyleri düşünen insanlarla bir vücut meydana getirmek ki ağırlığımız olsun söylediğimizde. Eskiden kurumlar arası federasyon vardı, şimdi ben kurumlar arası konfederasyon diye bir şey düşünüyorum. Yani herkesin kurumu devam edecek ama her biri bir merkeze nüfuslarına göre temsilci göndersin ve biz orada bu günlük konuları, Kıbrıs’la ilgili gelişmeleri ayda bir iki defa toplanarak tezekkür edelim, gerekirse genel kurul yapalım ve bunu canlı kuralım. Yani Perşembe günü başlatacağımız bu hareketi, daha da kurumlaştırabilirsek zannedersem yararlı olacaktır. Bunun ötesinde bir iddiamız, isteğimiz yoktur.”

1.Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, “KKTC’nin 20 Temmuz 2006 Bildirgesi” başlıklı bildirgenin 20 Temmuz’da mı açıklanacağı sorusu üzerine de, bildirgenin Perşembe günkü toplantıda açıklanacağını, 20 Temmuz öngörülerek hazırlandığını söyledi. 20 Temmuz’un önemini vurgulayan Denktaş, 20 Temmuz’un mimarları Bülent Ecevit ile Necmettin Erbakan’a sağlık ve afiyet diledi.

--“MEKTUP YAZALIM”--

İbrahim Gambari’nin iki liderle vardığı anlaşmanın “oyun” olduğunu kaydeden Denktaş, oyunlarla vakit harcanmaması ve oturup bu grup oluşursa BM Genel Sekreteri’ne, Türk hükümetine ve diğer ilgili hükümetlere uzunca bir mektup yazıp “Lütfen insan haklarımızla oynamayın, hakkımız hür yaşamaktır, azınlık olmamaktır, devletimize sahip çıkmaktır. Kimse bizi ‘Rum’la bütünleşeceksin’ diye zorlayamaz. Bütünleşme değil, biz Kıbrıs’ın birleşmesini istiyoruz, ama iki devlet, halk esası üzerinden...” diye konuştu.

Denktaş, Rumların siyasetinin bütün Kıbrıs’a sahip çıkmak olduğu bilinerek devlete ve Kolordu’ya sahip çıkılması isteğini de yineledi.